28 Haziran 2026, 18:56:09
Dolar 46,6255
Euro 53,1127
Altın 6.130,13
BİST 14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 30°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
30°C
Parçalı Bulutlu
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 30°C
Çar 30°C

Sıla Usar İncirli, Türkiye basınına konuştu: Türk tarafının dışlanmasını kabul etmiyoruz

Sıla Usar İncirli, Türkiye basınına konuştu: Türk tarafının dışlanmasını kabul etmiyoruz
28/06/2026 14:33
A+
A-

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, fakültenin 1996 yılı mezunlarının 30. yıl buluşması için Ankara’ya giderek, Milliyet’e röportaj verdi. Hande Atılgan tarafından hazırlanarak Milliyet’te yar alan habere göre, İncirli şu mesajları verdi:

“ÇÖZÜM İRADEMİZ ORTADA”

“Kıbrıs sorunu dünyadaki en uzun süredir çözülmemiş anlaşmazlıklardan biri ve ada konumu gereği giderek artan stratejik bir öneme sahip. Doğu Akdeniz’de jeopolitikte değişimler yaşanıyor. Bu değişimler yaşanırken, Kıbrıslı Türklerin ve garantör ülke olarak Türkiye’nin gelişmekte olan yeni jeopolitik güvenlik mimarisi içinde mutlaka yerini alması gerektiğini düşünüyoruz. Türk tarafının (Kıbrıslı Türkler ve garantör ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti) çözüm iradesi 2004 Annan Referandumu ve 2017 Crans-Montana Konferası’nda açıkça ortaya kondu. 2004 Annan referandumunda Kıbrıslı Türkler plana yüzde 65 oranında evet demişlerdir. Kıbrıslı Rumlar hayır dediği için bir çözüme ulaşılamadı. 2017’de Crans-Montana’da önemli açılımlar yapıldığı halde yine masayı deviren Kıbrıslı Rumlar oldu. 2025’te cumhurbaşkanı seçilen partimizin önceki genel başkanı Tufan Erhürman çözüm yanlısı bir liderdir. Türk tarafı olarak çözüm irademiz tartışılmaz şekilde ortada dururken, Kıbrıslı Türkler olarak haksız izolasyonlar altındayız. Bu izolasyonların hiçbir meşru zemini yoktur ve en temel insan haklarımızı elimizden alınıyor”

DÖRT ÖNERİ

“Kıbrıs sorunu 9 yıldır neredeyse tamamen hareketsizdi. BM Genel Sekreteri Sayın Guterres görevi teslim etmeden önce çözüm yönünde bir hareketlendirme başlattı. Guterres’in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin, yakın zamanda temaslarını yoğunlaştırdı. Kıbrıs’ta liderlerle görüştü, Ankara ve Atina’da muhataplarıyla görüştü. Olgunlaşma sürecinde olan bazı fikirler var. Fikirler olgunlaştığı takdirde gayri resmi bir 5+1 konferansa gidilebilecek. 50 yılı aşkın bir müzakere tecrübemiz var, daha önce yaşanan hayal kırıklıklarının yeniden yaşanmaması amacıyla Sayın Cumhurbaşkanımız bir metodoloji önerdi. Bunlar, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin hiçbir şekilde tartışılır olmaması; 2017 Crans-Montana Konferansı’na kadar olan yakınlaşmaların teyit edilmesi, böylelikle sil baştan başlanmaması; ucu açık müzakerelerden sonuç alınamadığı için bunun takvimli olması, aciliyet duygusu içerisinde sürdürülmesi; yine (süreçte) bir başarısızlık olursa şimdiki statükoya dönülmemesi. Cumhurbaşkanımız, Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile çok yakın istişare içinde çalışıyor. BM’nin sorunun çözümü yönünde hareketlenmesinden de memnuniyet duyuyor, Holguin’in çalışmalarını destekliyoruz”

“ÖNCELİK EŞİTLİK VE GÜVENLİKTE”

“(Rum basınındaki BM’nin toprak devrine yönelik plan hazırladığı iddiası) Bizim için en öncelikli konu eşitlik ve güvenlik. Doğu Akdeniz’de Türk-Yunan dengesinin oluşması gerekiyor. Türk tarafının dışlandığı bir güvenlik sistemi doğru değil, sürdürülebilir de değil. Toprak ve mülkiyet konusu kapsamlı çözümle önümüze gelecek olan başlıklardır. Şu anda herkes, bir plan hazırlandığını ve hemen ‘evet’ ya da ‘hayır’ deneceğini zannediyor ama öyle değil. Edindiğimiz bilgiye ve tecrübelerimize bakacak olursak şu anda fikirler olgunlaşıyor, aşama aşama ilerleme sağlanacağını değerlendiriyoruz”

“TÜRKLER DIŞLANAMAZ”

“Güvenlik, ticaret, enerji eksenin kurulan bölgesel mimarinin bu süreçte kritik bir kaldıraç olacağını düşünüyoruz. Kıbrıs’ın gerilim kaynağı olmak yerine barışın, istikrarın ve bölgesel işbirliğinin merkezi haline gelmesini istiyoruz. Kıbrıs’ta çözüme giden yol, Doğu Akdeniz’de işbirliğinden geçer. Bölgede oluşturulan yeni güvenlik sistemi içinde Türk tarafının dışlanmasını kabul etmiyoruz”

“SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL”

“(ELAM’ın güçlenmesi ve GKRY-Fransa-İsrail yakınlaşmasının çözüm arayışlarına etkisi) İlişkileri olumsuz etkiliyor. Fransa ile güvenlik anlaşması yapıldı, İsrail ile yakın ilişkiler kuruldu. Farklı güvenlik anlaşmalarını hedefliyorlar. Bölgede Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin dışlandığı bir güvenlik mimarisinin mümkün ve sürdürülebilir olmadığını biliyoruz”

“DOĞU AKDENİZİN ÇEKİRDEĞİ”

“Doğu Akdeniz, gerginlik ve çatışma riskiyle karşı karşıyadır. Güvenlik, enerji, ticaret eksenli kurulan bölgesel mimarinin kritik bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Kıbrıs bir gerilim kaynağı olmak yerine, barışın, istikrarın, bölgesel işbirliğinin merkezi haline gelebilir. Doğu Akdeniz’in çekirdeği konumundaki Kıbrıs’ta ulaşılabilecek bir çözüm, bölgesel barışa, istikrara ve güvenliğe de büyük katkı sağlayacaktır”

EŞ ZAMANLI ÇALIŞMALAR

“Bölgenin ve dünyanın yeniden şekillendiği bugünlerde NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılıyor olmasını çok önemli buluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası nüfuzunun güçlendiğini de göstermektedir. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin, Kıbrıs sorunuyla da ilişkili bir tarafı var. Kıbrıs sorununun çözüm süreci ilerledikçe, Türkiye Cumhuriyeti ile AB ilişkilerinin de ilerleyeceğine inanıyorum. Türkiye’nin, Avrupa coğrafyası ve güvenliği açısından kritik bir önemi olduğuna inanıyoruz. Zirve’de bu konuların gündeme gelmesini bekliyorum. Kıbrıs sorunu hareketleniyor, Türkiye ve AB ilişkilerinde çalışmalar yapılıyor ve güvenlik açısından NATO Ankara’da toplanıyor. Oldukça önemli, eş zamanlı çalışmalar olduğunu düşünüyorum”

“50 YIL GEÇTİ”

“BM, iki tarafı da birbirine yakınlaştıracak bir tutum belirledi, tarafları tedirgin edip süreçten koparacak adımlar atmıyor. Hem Kıbrıs Türk halkının hem de garantör ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarları söz konusudur. (Masaya oturmadan reddedebilecek bir tablo yok) Evet. Zaten bizim amacımız Kıbrıs sorununu sürüncemede bırakmak değil. Çözümsüzlüğün Kıbrıs Türk halkına ağır bedelleri var. Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir, adil ve kalıcı bir çözüm olmasını istiyoruz. (Holguin) Yakın zamanda tekrar Kıbrıs’a gelip liderle görüşecek. Beklentimiz ve arzumuz ortaya koydukları fikirlerin olgunlaşıp bizi bir sonraki adıma; gayrı-resmi 5+1’e taşımasıdır. 50 yıllık müzakere tecrübemiz oluştu. Sonuç alınmayacak bir müzakere sürecini tercih etmiyoruz”

AİHM’DE VATANDAŞLIK MÜCADELESİ

Adadaki varlıklarının tanınmasına dair mücadelede dikkat çeken bir tartışma olan, Türkiyeli ve Kıbrıslı Türklerin evliliklerinden doğan çocuklara Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmemesi konusunda da Usar İncirli, “Bu çocukların, uluslararası hukuk, evrensel insan hakları ilkeleri ve ebeveynlerinden kaynaklanan hakları çerçevesinde AB yurttaşlığından yararlanabilmeleri temel ve meşru bir haktır. Bu hakların ayrımcılık yapılmaksızın tanınması ve korunması, hukukun üstünlüğü ile insan haklarına saygının doğal bir gereğidir. Konunun taşındığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden olumlu bir karar çıkması Türklerin siyasi eşitlik mücadelesinde önemli bir aşama olacaktır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Milliyet

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.