8 Kasım 2026, 12:58:11
Dolar 50,1498
Euro 55,9219
Altın 6.556,39
BİST 11.482,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 21°C
Hafif Yağmurlu
Mersin
21°C
Hafif Yağmurlu
Cts 19°C
Paz 16°C
Pts 16°C
Sal 17°C

Holguin’den Erhürman’ın 4 maddelik önerisine eleştiri: Buna metodoloji denmez; ön koşul ileri sürülmemeli

Holguin’den Erhürman’ın 4 maddelik önerisine eleştiri: Buna metodoloji denmez; ön koşul ileri sürülmemeli
08/11/2026 10:54
A+
A-

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Kıbrıs’ta kapsamlı müzakerelerin ön koşulsuz başlamasını önerirken, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın müzakerelerin başlaması için ortaya koyduğu dört maddelik yöntemi eleştirdi.

Holguin, dönüşümlü başkanlık konusunun müzakerelerin ilk gündem maddesi olması gerektiğini belirterek, bu konuda anlaşma sağlanamaması halinde görüşmelerin sona erdirilebileceğini söyledi. Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıkladığı 19 maddelik öneri hakkında ise kendisine hiçbir zaman yazılı bir belge sunulmadığını belirten Holguin, bu maddelerin önemli bir bölümünün güven artırıcı önlem niteliği taşımadığını savundu.

“MÜZAKERE ÇIKMAZININ AŞILMASI İÇİN TARAFLAR, HERHANGİ BİR ÖN KOŞUL İLERİ SÜRMEMELİ”

Cyprus Mail gazetesine konuşan Holguin, yaklaşık on yıldır devam eden müzakere çıkmazının aşılması için iki tarafın herhangi bir ön koşul ileri sürmeden kapsamlı müzakerelere başlaması gerektiğini ifade etti. Holguin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum lider Nikos Hristodulidis’in öncelikle çözüm sonrası Kıbrıs’ta dönüşümlü başkanlık sisteminin uygulanıp uygulanmayacağını ele almasını önerdi.

Kıbrıs Türk tarafı, dönüşümlü başkanlık ilkesinin müzakereler başlamadan önce tüm taraflarca kabul edilmesini savunurken, Kıbrıs Rum tarafı konunun müzakere masasında karara bağlanması gerektiği görüşünü sürdürüyor. Bu farklılığın aşılıp aşılamayacağı sorusuna yanıt veren Holguin, iki liderin bir araya gelerek konuyu görüşmesi gerektiğini belirterek, dönüşümlü başkanlığın müzakerelerin önünde engel oluşturabilecek temel meselelerden biri olduğunu söyledi.

Holguin, şu öneriyi dile getirdi:

“Belki de ön koşulsuz müzakerelere başlamayı, ancak ilk gündem maddesinin bu konu olacağı konusunda uzlaşmayı düşünebiliriz. Böylece aylarca müzakere edip son gün bu konuya gelinmesi söz konusu olmaz. Tam tersine, bu konuyla başlanır. Eğer anlaşma sağlanırsa devam edilir, sağlanamazsa süreç sona erer.”

Bu şekilde başlamanın tarafların niyetlerini daha açık hale getireceğini belirten Holguin, dönüşümlü başkanlık konusunda anlaşmanın, çözüm sürecinde siyasi gücün paylaşılması bakımından önemli bir uzlaşma anlamına geleceğini ifade etti. “Çok önemli bir konuda, yani bu süreçte gücün paylaşılması konusunda anlaşmış olacağız. Müzakerelerden önce bunu anlamak o kadar kolay değil. Ancak bunun gündemin ilk maddesi olacağı konusunda bir anlayış varsa ve anlaşma sağlanamazsa bunun imkânsız olduğu, sürecin sona ereceği kabul edilirse durum netleşir” dedi. Bu öneriyi iki lidere daha önce sunup sunmadığı sorulan Holguin, henüz böyle bir girişimde bulunmadığını, ancak pazartesi günü yapılması planlanan üçlü görüşmede konuyu gündeme getirebileceğini söyledi.

“MEVCUT GİRİŞİM BAŞARISIZ OLURSA BÜYÜK ZARAR OLUŞACAK”

Holguin, kapsamlı müzakerelerin başlamasının kendi başına risk taşıdığını belirterek, mevcut girişimin başarısız olması halinde sürecin ciddi zarar göreceği uyarısında bulundu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yeterince hazırlık yapılmadan 5+1 formatında bir toplantıya gitmek istemediğini kaydeden Holguin, bu kez sürecin farklı ilerlemesi gerektiğini söyledi. Holguin, geçmişte gerçekleştirilen ve olumsuz sonuçlanan toplantıların taraflar arasındaki ayrılığı daha da derinleştirdiğini belirterek, “Her kötü toplantının tarafları daha fazla böldüğü yönünde bir his var” dedi. 5+1 formatı, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile BM’nin katıldığı genişletilmiş toplantıyı ifade ediyor.

Holguin, geçen yıl temmuz ayında New York’ta düzenlenen son genişletilmiş toplantıyı örnek göstererek, bu toplantının tarafları birbirinden uzaklaştırdığını ve yeniden bir araya gelmelerinin daha fazla zaman aldığını söyledi. “Bence çok kötü bir toplantıydı. Tarafları böldü ve onları yeniden bir araya getirmek için daha fazla zaman harcanmasına neden oldu. Üstelik o toplantıda bir geçiş noktasının açılması için ilk fırsat ortaya çıkmıştı. Bugün ise bunun üzerinde anlaşmaya varılmasını umuyoruz. Aradan bir buçuk yıl geçti. Bence iyi bir toplantı değildi ve tarafları daha da böldü” ifadelerini kullandı. Holguin, pazartesi günü yapılması planlanan üçlü görüşmede yeni geçiş noktalarının nerede açılacağı konusunun çözüme kavuşturulabileceğine işaret ederek, güven artırıcı önlemler paketinde uzlaşma sağlanmasını başarı olarak değerlendireceğini belirtti.

“KIBRIS’TA LİDERLER İÇİN ZAMANIN PEK ÖNEMİ YOK GİBİ”

BM Genel Sekreteri Guterres’in Mart 2025’te Cenevre’de düzenlenen genişletilmiş toplantıda dört yeni geçiş noktası açılması yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Holguin, mevcut güven artırıcı önlemler paketinin bu uzlaşmaları hayata geçirmek amacı taşıdığını söyledi. Cenevre toplantısının üzerinden yaklaşık 20 ay geçmesine rağmen ilerlemenin sınırlı kalmasını eleştiren Holguin, “Neredeyse bir buçuk yıl harcadık. Ancak sanırım şu anda elimizde olan bu. Kıbrıs’taki liderler için zamanın pek önemli olmadığı izlenimi oluşuyor” dedi.

Rum lider Nikos Hristodulidis’in eylül ayında açıkladığı 19 maddelik öneri hakkında da konuşan Holguin, kendisine bu maddeleri içeren yazılı bir belge sunulmadığını söyledi. “Biliyor musunuz, bana hiçbir zaman bir belge vermedi” diyen Holguin, Hristodulidis’in farklı önerilerden söz ettiğini, ancak bunların yazılı bir liste halinde kendisine iletilmediğini kaydetti. Hristodulidis’in Maraş ve Gazimağusa gibi büyük güven artırıcı önlemlerin yanı sıra ticaret ve Pile Festivali gibi daha küçük konuları da gündeme getirdiğini belirten Holguin, bu önerilerin bazılarının güven artırıcı önlem niteliği taşımadığını ifade etti. Hristodulidis’in kamuoyuna yansıyan 19 maddesini değerlendirmeye çalışan Holguin, iki liderin iki toplumlu teknik komitelerin gençlik ve kültürel miras alanındaki çalışmaları ile sivil toplum yönlendirme komitesiyle ilgili son ortak toplantılarını ilk üç madde olarak saydı. Pile Festivali’ni dördüncü, Lefkoşa belediye başkanlarının projesine yönelik görüşmeleri ise beşinci madde olarak değerlendiren Holguin, “Bunların hiçbiri gerçekten bir güven artırıcı önlem değil” dedi.

“HRİSTODULİDİS’İN FİKİRLERİ İYİ OLABİLİR AMA ÖNCE DİĞERLERİNİ TAMAMLAMALIYIZ”

Holguin, gerçek bir güven artırıcı önlemin geçiş noktalarının açılması veya ortak projelerin hayata geçirilmesi gibi somut sonuçlar doğurması gerektiğini söyledi. Mart 2025’te Cenevre’de düzenlenen toplantıda tarafların dört yeni geçiş noktası, güneş enerjisi santrali, çevre projeleri, kültürel eserler, gençlik komitesi, sivil toplumun sürece katılımını destekleyecek komite ve mayın temizliği konularında uzlaştığını hatırlattı. Bu kararların hayata geçirilmesi için yaklaşık bir buçuk yıldır çaba gösterdiklerini belirten Holguin, Hristodulidis’in ortaya koyduğu yeni öneriler hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hristodulidis’in bu yeni fikirleri iyi olabilir, ancak diğerlerini tamamlamamız gerekiyor”

Holguin, tarafların öncelikle Cenevre’de üzerinde anlaştıkları güven artırıcı önlemleri sonuçlandırması gerektiğini vurguladı.

“PAZARTESİ ANLAŞMA SAĞLANIRSA SIRADA MÜZAKERE YÖNTEMİ VAR”

Holguin, pazartesi günü güven artırıcı önlemler konusunda anlaşmaya varılması halinde çalışmaların sona ermeyeceğini, bu kez müzakerelerin nasıl yürütüleceğine ilişkin yöntemin ele alınacağını söyledi. Bu noktada Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın müzakerelerin başlaması için ortaya koyduğu dört maddelik öneriyi eleştiren Holguin, “Tufan’ın metodoloji dediği şey metodoloji değil” ifadesini kullandı. Holguin’e göre müzakere metodolojisi; anlaşmaya ulaşmak için izlenecek usul adımlarını, zaman çizelgesini, gündemi ve sürecin tıkanması halinde ne yapılacağını belirleyen bir çerçeveden oluşuyor.

Erhürman’ın dört maddelik önerisinin bu tanımla örtüşmediğini savunan Holguin, tarafların pazartesi günkü görüşmenin ardından bu konuları ele alması gerektiğini belirtti. Holguin, gelecek yıl yapılacak seçimlerin de süreci zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. 2028 Güney Kıbrıs başkanlık seçimleri için siyasi kampanyanın fiilen şimdiden başladığını belirten Holguin, “Gelecek yılın kampanyası işleri daha zor ve daha karmaşık hale getirebilir” dedi. Pazartesi günü anlaşma sağlanamaması halinde ise mevcut girişimin Guterres’in yeni BM Genel Sekreteri’ne sunacağı raporla sınırlı kalacağını ve bundan sonraki kararın yeni Genel Sekreter’e ait olacağını söyledi.

“BM’NİN KIBRIS İÇİN YENİDEN AYNI ÇABAYI GÖSTERİP GÖSTERMEYECEĞİNİ BİLMİYORUM”

Holguin, mevcut girişimin başarısız olması durumunda BM’nin Kıbrıs sorununa yönelik yeni bir girişim başlatıp başlatmayacağı konusunda da belirsizlik bulunduğunu ifade etti. BM’nin yıllardır çözüm çağrısı yaptığını, yardım istediğini ve Kıbrıs için özel temsilci görevlendirdiğini hatırlatan Holguin, buna rağmen sonuç alınamamasının yeni bir girişim konusunda soru işaretleri yarattığını söyledi. “BM’nin çözüm çağrısında bulunduğu, yardım istediği ve bir temsilcinin gelmesini sağladığı yılların ardından hiçbir şey olmadı. BM’nin bunu yeniden yapıp yapmayacağını bilmiyorum” dedi.

Pazartesi günü bir sonuç alınması için yoğun çaba göstermesinin nedeninin de bu olduğunu belirten Holguin, sürecin canlı tutulmasının yeni Genel Sekreter’in çalışmaları devam ettirebilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti. “Bir şey olursa süreç canlı kalır. Aslında bir süreç başlatmaya çalışma sürecindeyiz. Ancak çaba canlı kalırsa yeni Genel Sekreter’in çalışmaları sürdürmesi kolay olur. Pazartesi günü hiçbir şey olmazsa sanki her şey sona ermiş olacak. Pazartesi günü bir şeylerin olabileceği ve sürecin yeni Genel Sekreter’e canlı şekilde ulaşabileceği konusunda iyimserim” ifadelerini kullandı.

Holguin, pazartesi günü sonuç alınamaması halinde görevinden ayrılacağını belirtti. Güven artırıcı önlemler konusunda uzlaşma sağlanması durumunda ise Guterres’in görev süresi aralık ayı sonunda tamamlanmadan önce bir genişletilmiş toplantı düzenlenmesi ihtimalinin bulunduğunu söyledi. Guterres’in kasım ayında New York dışında Avrupa ve başka bölgelerde yoğun bir programı olduğunu belirten Holguin, aralık ayının başında bir toplantı için zaman ayırabileceğini ifade etti. Ancak böyle bir toplantının yapılabilmesi için önceden üzerinde uzlaşılmış somut konuların bulunması gerektiğini vurguladı. Guterres’in toplantı çağrısı yapıp yapmayacağına kendisinin karar vereceğini belirten Holguin, toplantının yeni Genel Sekreter dönemine de bırakılabileceğini kaydetti.

2013 YAKINLAŞMALAR BELGESİNDEN DERS ÇIKARILDI

Kapsamlı müzakerelerin yeniden başlaması halinde taraflara, bugüne kadar yürütülen görüşmelerde sağlanan yakınlaşmaları içeren bir belgenin sunulacağını belirten Holguin, Kıbrıs Rum tarafının bu belgenin müzakereler başlamadan önce açıklanması yönündeki talebine de değindi. Belgenin neden henüz taraflara sunulmadığı sorusuna yanıt veren Holguin, eski BM Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer tarafından 2013 yılında hazırlanan yakınlaşmalar belgesini hatırlattı.

Söz konusu belgenin dönemin liderleri Nikos Anastasiadis ve Derviş Eroğlu’na müzakereler başlamadan önce sunulduğunu belirten Holguin, bunun taraflar arasında tartışmalara neden olduğunu söyledi.

“Taraflara gösterdiler ve büyük bir karmaşa yaşandı. Çünkü birbirlerini suçlamaya başladılar. ‘Ben bunu ne zaman kabul ettim?’, ‘Ben bunu ne zaman söyledim?’, ‘Bu doğru değil’ gibi tartışmalar yaşandı. Sonuçta tarafları birleştirmek yerine daha fazla böldünüz. BM bu kez bunu istemiyor. Dersimizi aldık” dedi. Holguin, özellikle Kıbrıs Rum tarafının talebi üzerine yeni yakınlaşmalar belgesinin hazırlandığını ve müzakereler başladığında kullanılmak üzere saklandığını söyledi. “Bu belge sürece faydalı olacak. Belgeyi hazırladık ancak sızdırılması ve tarafların birbirlerini suçlamaya başlaması için değil” ifadelerini kullandı.

“KIBRIS’IN BÖLGESEL KOŞULLARI ÖNCEKİNE GÖRE DAHA KARMAŞIK”

Holguin, Kıbrıs sorununun çözümünde garantör ülkelerin rolüne de değinerek, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın tarafların kararlarını desteklemesi gerektiğini söyledi. 5+1 toplantısının da garantör ülkelerin liderlerin kararlarına eşlik etmesini ve bu kararları desteklemesini sağlayacak bir uzlaşma formatı olduğunu belirtti.

Ancak bölgedeki gelişmelerin süreci daha karmaşık hale getirdiğini ifade eden Holguin, 2024 yılında Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin oldukça iyi olduğunu, ancak mevcut durumda aynı yakınlığın bulunmadığını söyledi. Holguin, İsrail ile ilgili bölgesel gelişmelerin de Kıbrıs sorunu açısından garantör ülkelerin desteğini sağlamayı zorlaştırdığını kaydetti. Bölgedeki ilişkilerin daha gergin hale gelmesinin Kıbrıs’ta çözüm ihtimalini zorlaştırıp zorlaştırmadığı sorusuna ise farklı bir açıdan yanıt verdi:

“Ben meseleyi diğer taraftan ele alacağım. Garantör ülkeler birbirlerine daha yakın olsaydı, bu süreç daha kolay olabilirdi.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.