Bağımsızlık Yolu’nun yer aldığı Atina Konferansı’nda “tarihsel hafıza ve Avrupa’daki savaş politikaları” tartışıldı
Bağımsızlık Yolu’nun katılımcılar arasında yer aldığı Uluslararası Savaş Karşıtı Konferansı’nın üçüncü gününde Avrupa’da hızlanan silahlanma politikaları tartışıldı.
Bağımsızlık Yolu’ndan yapılan açıklamaya göre, kKonferansın üçüncü günü, katılımcı örgütlerin Atina’daki Kaisariani Anıt Alanı’nı ziyaret etmesiyle başladı. Ziyarette, Nazi işgali sırasında 1 Mayıs 1944 tarihinde kurşuna dizilerek katledilen 200 komünistin anısı önünde saygı duruşunda bulunularak, çiçekler bırakıldı.
Anma ziyaretinin ardından gerçekleştirilen oturumda, Avrupa’daki yeniden silahlanma süreci ve savaş ekonomisinin yükselişi ele alındı. Tartışmalarda, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa Birliği ülkelerinde askeri harcamaların hızla artırıldığı, milyarlarca euroluk yeni silahlanma programlarının devreye sokulduğu ve bu sürecin emekçiler açısından ciddi sonuçlar doğuracağı değerlendirildi.
Oturumda, askeri bütçelerdeki artışın sosyal harcamalarda kesintileri beraberinde getirdiği, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere ayrılması gereken kaynakların giderek daha fazla savaş hazırlıklarına yönlendirildiği vurgulandı. Avrupa genelinde savaş ekonomisinin inşa edildiği ve bunun bedelinin işçi sınıfına ödetilmeye çalışıldığı ifade edildi.
-Filistin dayanışmasının yarattığı hareketlilik değerlendirildi
Oturumlarda ayrıca son yıllarda Avrupa’daki en önemli uluslararası dayanışma hareketlerinden birinin Filistin halkıyla dayanışma etrafında geliştiği belirtildi. Filistin direnişinin farklı ülkelerde yüz binlerce insanı harekete geçirdiği, liman işçilerinin savaş sevkiyatlarına karşı gerçekleştirdiği eylemler ve kitlesel protestoların savaş karşıtı mücadelenin önemli örnekleri arasında yer aldığı ifade edildi.
Tartışmaların sonunda, Avrupa’da hızlanan militarizme ve savaş politikalarına karşı işçi sınıfının uluslararası dayanışmasının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Katılımcılar, savaş ekonomisine, NATO’nun savaş planlarına ve yükselen baskı politikalarına karşı mücadelelerin ortaklaştırılmasının önemine dikkat çekerek, emekçilerin ve halkların ortak çıkarları temelinde daha güçlü bir enternasyonalist hattın inşa edilmesi gerektiğini belirtti.